
| 17 Haziran 2009
TBMM İdare Amiri ve AK Parti Konya Milletvekili Orhan Erdem, TBMM?de yaptığı konuşmada Eber Akşehir Havzası ile ilgili olarak, 'Bu havza olarak dikkate alınarak araştırma yapılması gereken bir bölgedir' dedi
Aynı havza içerisinde yer alan Akşehir Gölü ve Eber Gölü'nün kirliliğinin önlenmesi ve korunmasıyla ilgili tedbirlerin alınması ve yasal düzenlemelerin oluşturulması amacıyla 28 milletvekili ile birlikte Meclis araştırması açılması önergesi veren Erdem yaptığı değerlendirmede şöyle konuştu:
“Yapılan araştırmalar gösteriyor ki dünyamız önlemler alınmadığı takdirde hızla çölleşmeye doğru gitmektedir. Bu sebepledir ki topraklarımızın, sularımızın, göllerimizin, tüm doğal kaynaklarımızın kıymetini bilmeli, şimdiden gereken tedbirleri almalıyız.
Bugün ülkemizde hızla gelişme nedeniyle doğal kaynakların israfı söz konusudur. Doğal çevrenin önemli bir parçası olan göllerin korunması ve faydalı hâle getirilmesi lüzumu artık tartışılmayan bir konudur.
Ancak bu konuda yapılması gerekenleri yapmak, tüm çevre konularında olduğu gibi, kolay değildir. Gelişmekte olan ülkeler için çevre sorunları zaman zaman lüks bile görünmekte iken günümüzde bu, ülkelerin en önemli temel sorunu hâline gelmiştir.
Bu iki gölün de bulunduğu Konya'ya coğrafi yapı bakımından bakıldığında, ülkemizin en büyük ili olan Konya'mız DSİ Genel Müdürlüğünün IV. Bölge Müdürlüğüne bağlı bir alanda. Akşehir ve Eber Gölü bu bölgenin dışında, XVIII. Bölgeye verilmiştir. Çünkü Akşehir ve Eber -Akşehir Konya tarafında, Eber Afyon bölgesinde olmak üzere- aynı havzada olmaları dolayısıyla bu bölge kapsamında yer almıştır. Her iki göl birbirleriyle çok bağlantılı sulak alanlardır.
Bu konuda, Eber Gölü'yle ilgili, Afyon Milletvekili Sayın Halil Ünlütepe ve yine Afyon Milletvekili Sayın Abdülkadir Akcan önergeler vererek geçmiş günlerde konuştular. Ama onlar Eber Gölü ile sadece konuyu ele aldılar, kısmen Akşehir Gölü'ne de atıfta bulundular. Ancak bu havza tek tek ele alınması mümkün olmayan, Eber Akşehir Havzası olarak dikkate alınarak araştırma yapılması gereken bir bölgedir.
Göllere bakarsak, Eber Gölü -Türkiye'nin on iki büyük gölünden biri- 150 kilometrekareden bugün çok daha küçük metrajlara inmiş. Derinliği 7 metrelerden 4 metrelere ve bugün birkaç metrelere kadar inmiştir. Göl nilüferlerle dolu, sazlıkları, kuşlarıyla bir doğa güzelliğinden bugün, kirlenmeler ve çekilmeler nedeniyle bir çevre felaketi noktasındadır. Aynı şekilde Akşehir Gölü de 350 kilometrekareden bugün 35 kilometrekareye inmiş. Derinlik 7 metreden 2-3 metreye inmiş ve geçen yıl tamamen kuruma noktasına gelmiştir. Her iki göl de bu doğal güzellikleriyle, kuş cenneti olan yapılarıyla her gölette, gölde olduğu gibi kamışları, sazlıkları, balık yapılarıyla artık yok olma noktasına gelmiştir”
BAKANLIK İLK ADIMI ATTI
Çevre ve Orman Bakanlığı’nın 2005 yılında Akşehir ve Eber Göllerinin bozulan ekolojik dengesinin yeniden tesis edilmesi için uygun bir şekilde yönetilecek ve bu konudaki alınan önlemleri yürütecek bir araştırmanın ilk adımını attığını belirten Erdem, 2007 yılı sonunda bitirilmiş, bilimsel çalışma bulunduğunu söyledi.
Yöre halkıyla yapılan toplantılar sonucu yedi ideal hedef ve yirmi altı uygulama hedefi, doksan sekiz faaliyet belirlendiğini belirten Erdem, “Bu çalışmadan dolayı Değerli Çevre ve Orman Bakanımıza ve bu konuda emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.
Bu önergemizle de yapılan bu çalışmanın daha geniş bir anlamda diğer göller ve Türkiye iklim şartları da değerlendirilerek bu belirtilen sonuçlara hızla gidileceğine inanıyorum.
Yine Akşehir Kaymakamlığı ve Belediye Başkanlığının ortak yürüttüğü, bölgenin tamamını kapsayan damlama sulama projelerine de önem verilmesini rica ediyoruz. Çünkü bu yolla yer altı suları ve göl yüzeyindeki sularda yükselmenin olacağı bilimsel olarak kanıtlanmıştır.
Değerli milletvekilleri, tüm doğal kaynaklarımız ve çevre sorunları önemlidir. Verilen bütün önergelerde benzer sorunlar mevcuttur.
Ancak bizim önergemizde yer alan Akşehir Gölü, bu yıl sekiz yüzüncü doğum yıl dönümünü kutladığımız Nasreddin Hoca'nın da fıkralarına konu olan bir gölümüzdür. Yaşatılan bu soyut mirasın değeri "Nasreddin Hoca" adına her yıl düzenlenen etkinliklerde kutlanmaktadır. Artık fıkralara konu olan göle yoğurt mayalayarak "ya tutarsa" diyecek gölümüz ne yazık ki kalmamış veya göletler hâlinde ufak çukurlara inmiştir.
Bizler, bu dünyadaki küresel ısınma, iklimsel değişikliklerin getirdiği etkilere bir şey diyemiyoruz. Bunlara, tabii ki dünyadaki tüm ülkelerin yapacağı anlaşmalarla uymaları noktasındaki hassasiyetlerini bekliyoruz. Ancak dar bölge kapsamında bu göletlerin olduğu, göllerin olduğu, sulak alanların olduğu bölgelerde artık, bir an önce yapılan bilimsel çalışmaların ve bu konudaki sulama teknikleri olsun, diğer kirlilikleri önleyici çalışmalara hızla gidilmesi gerektiğine inanıyorum ve bu konuda çok değerli Çevre Bakanımızın birikiminin ve vizyonunun da buna önayak olacağına inanıyorum.
Eber ve Akşehir dışında yine Konya'da Çavuşçugöl, Beyşehir, Ereğli Sazlıkları ve krater gölü, Karapınar’da hepsin de aynı sıkıntıları da yaşamakta, çekmekteyiz.
Yine, bugün 350 kilometrekareden 35 kilometrekarelere, yer yer 3,5 kilometrekarelere inen gölümüzün bir de yıllardır süregelen kıyı, kenar çizgisi sorunu mevcuttur. Bugün gölün kurtarılmasını düşünüyoruz ama zamanında çizilen bir göl kenar çizgisinden dolayı da yaklaşık 40 bin kişi mahkemelerle uğraşmaktadır. Bu konuda son yıllarda İnsan Hakları Mahkemesinin aldığı bir kararla bu tip iptal edilen tapuların bedelinin de ödenmesi gerekmektedir. Bu konunun ilgili bakanlığın, Bayındırlık Bakanlığının ve Çevre Bakanımızın da önayak olarak bir an önce düzeltilmesini rica ediyorum” dedi.




